Deniz uygarlıktır.Deniz,farklı bir bakış,farklı bir dokunuştur.Deniz yeniden var olmaktır.Deniz evreni,doğayı ve insanı sevmektir.Deniz, yolu beklenen sevgilidir.Hasrettir,özlemdir.Ekmek teknesidir.Ekmeğini sudan çıkaranların hikayesidir.
Alın teridir deniz.Deniz mücadeledir.Yaşam enerjisi tükenmeyenlerin bitmeyen romanıdır.Kalplerimizde yarattığı özgürlük dürtüsüdür.Deniz cesarettir. Deniz coşkudur,sevinçtir,heyecandır.Dalgalarla boğuşmak,rüzgarlara karışmaktır.Yelken açmaktır.Ruhlarımızda yarattığı yalnızlık duygusu ve sınırsız ufkuyla deniz,yaratıcılığın ve akılcılığın kaynağıdır.Deniz şiirdir,mutlu yaşamaktır.Deniz güvende olmaktır.Deniz sonsuzluktur.Deniz temizdir.Mavi bir buluşmanın ev sahipliğidir,henüz başlayamadığımız bir yolculuk,mavi bir hülyadır...
Deniz yeryüzünde başlayan tüm uygarlıkların ve imparatorlukların mutlaka buluşmaya ve kontrolü altına almaya çalıştığı ortamdır.Yüzyıllık döngülerle el değiştiren hegemonya veya dünya liderliği mutlaka denizdeki mücadele sonunda şekillenmiştir.O nedenle insanlığın geçirdiği Aydınlanma ve Sanayi Devrimi'nin özünde denizde bilimsel ve teknolojik üstünlüğün elde edilmesi yatar.
Bir ülkenin denizcilik gücü bünyesinde denize ve denizciliğe ait maddi ve manevi ,her çeşit güç unsurunu alanı oluşturur.Devlet denizcilik gücünü oluşturan hemen hemen her alanda etkileşim halindedir.Yani savaş gemisinden balıkçı gemisine ,tersane işçisinden deniz şairine kadar denizi doğrudan ve dolaylı ilgilendiren canlı ve cansız tüm unsurlar bu alanda sayılabilir.Esas olarak denizcilik gücü,ekonomi ve dıış politikanın emrindedir.Dış politika kulvarı altında savunma politikası,askeri strateji ve deniz kuvvetleri stratejisi diğer kulvarda ekonomi politikası altında ,denizcilik politikası (siyasası) ve denizcilik stratejisi (sivil) yer alır.Denizcilik kültürü bu alanların yüzyıllar içinde oluşan karakterini bir nevi oluşturur.
DENİZCİLİK KÜLTÜRÜ VE PSİKOSOSYAL ETKİLEŞİM
Denizde başaran ulusların her alanda önde olduğu bir gerçektir.Denizi sadece askeri,ekonomik boyutuyla değil,psikososyal ve kültürel boyutuyla kazanmak en az onlar kadar önemlidir.Bu alanda bir değerlendirme yapabilmek için önce durumsal bir analiz yapılmalıdır.
Örneğin deniz ve denizciliğin toplumdaki yeri nedir?Yüzme bilen nüfus ne kadardır?Halkın yüzde kaçı bir deniz ülkesinde yaşadığı halde hiç denizi görmeden,hayatında denize bir defa girmeden ya da hayatında bir defa bile balık yemeden ölmektedir?Bir kıyı şeridinde yaşadığı halde deniz kıyısına hiç gelmemiş ,ayağını bir kez bile olsun denize sokmamış insanlar var mıdır?Halkın yüzde kaçı deniz diplerindeki zenginliğin farkındadır?Bu zenginliklerin ülke aleyhindeki kayıpları kaç kişiyi ilgilendirir?
Ülke iş insanları ve meslek kuruluşlarının yüzde kaçı deniz ticareti başta olmak üzere,denizcilik gücünün tüm faaliyet alanlarının,ekonomik kazanç kaynağı olduğunun farkındadır?Ülke halkının ne kadarı donanmanın gemilerinin en azından birkaç tanesinin ismin ezbere bilir? Bu tip sorular çok sayıda üretilebilir.Psikososyal faaliyetler halk ve devlet arasında etkileşim içindedir.Halk isterse devlet tedbir alır.
Günümüzde devletin pek çok faaliyet alanında sivil toplum örgütleri (STÖ) faaliyet gösterdiğinden,aynı etkileşimi STÖ ler içinde söyleyebiliriz. Örneğin STÖ ler tarafından çocuklara eğitim verilerek deniz çevresinin temiz tutulmasının yaşam tarzı olarak benimsetilmesi ya da çocuklara temel denizcilik eğitimi verilmesi,söz konusu ülkenin denizcilik gücünün gelişimine ve psikososyal unsurun güçlenmesine katkı sağlayacaktır.
Amatör denizcilik,denizcileşme merkezleri ve deniz izciliği gibi faaliyetler psikososyal unsuru güçlendirerek toplumun denizcileşmesine katkı sağlayan önemli alanlardır.
kaynak:CEM GÜRDENİZ-KÜLTÜRÜ VE GÖRGÜSÜYLE DENİZCİLİK (YKY)